...:::: Sitemizden Yaralanmak İçin Üye Olunuz ::::...





 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
*** Bölüm Moderatör Alımı Başlamıştır.***

Paylaş
 

 SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Web Master
Admin

Mesaj Sayısı : 8485
Rep Puanı : 918
Kayıt tarihi : 18/04/09
Yaş : 26

SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM... Empty
MesajKonu: SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...   SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM... Icon_minitimeC.tesi Tem. 04, 2009 3:17 pm

SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...



Bu gece konugumsun.

Karanlik, yirtici düsler ve küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin bana...

Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...

Yanimda uyuyorsun. Kollarindaki, bacaklarindaki izleri, yaralari seyrediyorum.

Alimli, uçumlu bedenine, diriligine, büyülü gençligine tutkuyla bagli oldugun adamdan geliyorsun bana...

Dilsiz sevismelerinden...

Onu basindan beri hiç saklamadin benden.

Zaten ben yüzündeki solgunluktan, düs kirikligindan, gözlerinin sik sik bosluga düsmesinden anlamistim hemen.

Zaten yalanlarla yasayamazsin sen...

Ama gerçegi anlayinca içimdeki resim darmadagin olmustu bir anda. Resimdeki kirmizi ev yikilmis, çiçekler ezilmis, resimdeki bahçenin kapisi kirilmisti...

Neden, demistim sana, son bir umutla ve belki bir mucize olur, bana hiç beklemedigim bir gerekçe söylersin diye, tipki ölüm mahkumlarinin son anda bir kurtulus haberi beklemeleri gibi...

Gözlerime baktin. Evladini terk etmeye hazirlanan bir anne gibi baktin bana. Bir yalan aradin, buldun belki, ama söyleyemedin.

Yalanlarla yasayamazsin sen...

Içimdeki resim tutusmaya baslamisti. Resimdeki küçük çelimsiz, siyah önlüklü çocuk agliyordu umutsuzca...

Içimdeki resim yaniyordu. Çocukluk sevinçleri, düsler inançlar yaniyordu. Resimdeki siyah önlüklü çocuk nereye kaçacagini bilmiyordu...

Yakana sarildim ve neden? diye bagirdim seni sarsarak: Neden sevistin onunla?..

Seni sarsmam, yakana sarilmam, sana bagirmam senden güçlü oldugum için degildi. Tam aksine uçuruma düsüyordum, elimi tutup, birakmaman içindi...

Gözlerin yine bilinmeyen bir bosluga takilmisti. Bir süre sustun. Sonra konustun. Sesin hayat kadar yabanciydi, hayat kadar acimasiz, hayat kadar gerçekti...

Içimde taniyamadigim bir baska kadin daha var, dedin. Ve o kadin onun çekiciligine karsi koyamiyor... Öylesine büyülü bir yakisikligi, öylesine küstah bir kendini begenmisligi var ki kendime engel olamiyorum...

Bu gece konugumsun...

Karanlik, yirtici düsler, küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin yanima...

Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...

Kollarindaki, bacaklarindaki yaralari, izleri seyrediyorum...

Yanimda, öylesine masum uyuyorsun ki... Bu masumiyetinin arkasinda nelerin sakli oldugunu, içinde, sana da yabanci olan o kadini bilmeyi öyle çok isterdim ki...

Sahi, kimdi o kadin? Güçlü, yakisikli, kiskanç, sahiplenen, hatta küstah, seni inciten, üzen ve kendini begenmis erkeklere bu denli çeken neydi onu... O kadini bu parçalanmisliga sürükleyen kirli ve hastalikli merak neydi?..

Içindeki o bin yillik ezilmislik bu ezilmisligin hastalikli hazzi miydi karsi koyamadigi...

Kisiligini parçalayan, iradeni felce ugratan, gururunu tamamen teslim alan bu ruhsuz sevismelere onu hangi derin eksiklik çagiriyordu...

Sahi, kimdi o içindeki senin bile taniyamadigin kadin?...

Bana çekiciligine karsi koyamadigin bir baskasiyla sevistigini söyledigin günden sonra haftalarca görüsmemistik.

Askinla çok derinlere gömdügümü sandigim güvensizliklerim, komplekslerim, korkularim gömüldükleri yerden hiç olmadiklari kadar güçlenmis ve acimasiz inatlariyla ortaya çikmislardi yeniden...

Hakli olmanin, bir suçlu bulup yargilamanin rahatligini hiç tatmamistim ki...

Ortada bir yikim, bir ihanet, bir suç varsa kimsede degil, hep kendimde arardim ben...

Günlerce seni degil, kendimi yargilayip durmustum.

Bedenimi asagilamistim acimasizca.

Neden ben de içindeki kadini büyüleyen o adam gibi yakisikli, güçlü, gösterisli bir bedene sahip degildim?...

Neden baglandigin o genç adam gibi seni sinirlayip sahiplenmiyor, üzüp incitmiyor, içindeki o bin yillik ezilmisligi tahrik etmiyordum?...

Neden benim de dudaklarimin kenarinda kendini begenmis ve küstâh bir gülümseyis yoktu onun gibi...

O görmüstü de, neden ben seninle onca yil beraber oldugum halde içindeki sana yabanci oldugunu söyledigin kadini görmemistim...

Saçma, rezil, karanlik düsüncelerdi, ama ne yazik ki gerçekti...

Ama en çok neyini kiskandim biliyor musun? Onun önünde elbiselerini çikartip soyunmani, sevisirken adeta sayiklar gibi söyledigin ve bana dünyanin en masum sözleri gibi gelen o ayip sözcükleri ona da söylüyor olmani ve bir de onun yaninda uykuya dalisini kiskandim...

Ama asil aci olan bir gün ansizin seni kiskanmaktan vazgeçisimdi...

Bir gün ansizin öyle büyük bir yokluga düsmüstüm ki, bu yoklukta her seye olan inancimi yitirmistim...

Insan ancak birine inaniyorsa onu kiskanirdi...

Sen yokken her sabah dünyaya gözlerimi açip, etrafima baktigimda, burasi neresi, diyordum, kimim ben, kim bu insanlar, simdi ben bu koca gün ne yapacagim? diye düsünüyordum. Sanki bu hayatla ilgili bildigim her seyi unutmustum...

Ta ki sen bir gece vakti gözyaslariyla kapimi çalincaya kadar...

Öylesine baglilikla, öylesine susamislikla sariliyordun ki bana, sanki birden rollerimiz degismisti, simdi sen uçurumun kenarindaydin, seni tutmasi, korumasi gereken annen bendim senin...

Sana, senin bana sarildigin gibi sarilmasam senin resmin dagilacakti...

Içindeki kadin sana büyük bir tuzak hazirlamisti. Bedenin, ezilmisligin, karanlik önyargilarla kosullanmis güdülerin doyuyordu, ama ruhun öylesine susuz kalmis, kisiligin öylesine parçalanmisti ki...

Çünkü yakisikli bedenine vuruldugun, dudaginin kenarindaki o küstah ve kendini begenmis gülüsüne hayran oldugun genç adamla ruhunla, duygularinla ilgili konusacak, paylasacak hiçbir seyin yoktu...

Bedeninin onu özlüyordu, ruhun beni...

Içindeki, o yabancin olan kadin, arzuladiginda genç adama, onun iri, gösterisli bedenine, ipeksi, gergin kaslarina, bitip tükenmek bilmeyen cinsel enerjisine, seni küçümseyen, acitan o küstah yakisikliligina gidiyor, susuz kalan ruhun içinse bana geliyordun...

Peki, beni seninle birlikte olmaya iten neydi? Neden birakip gidemiyordum seni?..

Askta yasak olana, imkansizliga, mutsuzluga duydugum merak mi çekiyordu simdi seni bana...

Yoksa ne ondan, ne de benden vazgeçemedigin için yasadigin aciya, parçalanmisliga duydugum merhamet için mi birakamiyordum seni...

Artik benimle o bir zamanlar tutkuyla baglandigim bedenini paylasamiyordun.

Artik sevismiyorduk seninle. En azindan dürüsttük bu kadar kendimize ve bir baskasina...

Ama çiplak bedeninden çok daha mahrem ve sahici olan düslerini, duygularini, acilarini paylasiyordun benimle...

Çok küçükken, dayinin sana yaptigi cinsel tacizi mesela. Bugüne dek kimselere anlatamamistin bunu...

Aramizda cinsellik olmayinca artik ben de seninle her seyimi korusuzca konusabiliyordum... Düslerimi, annemi nasil derin bir sevgiyle sevdigimi, rüyalarimda onunla nasil sevistigimi, o büyük utancimi, karanlik iç dünyami, doyumsuzluklarimi hasta, yarali ruhumu...

Aramizda cinsellik olmayinca artik üzerinde iktidar kurmayi asla düsünmüyor, seni denetlemiyor, seninle gizliden gizliye rekabet etmiyordum...

Olmadigimiz gibi görünmeye çalismiyor, güvensizlikten kaynaklanan sahte üstünlük duygularimizi tatmin etmek için birbirimize kapris yapmiyorduk.

Siradanligin o büyülü içtenligini yakalamistik...

Kendimizle, hayatla, her seyle alay ediyorduk...

Karanlik ormanindan bana geldigin bir geceydi, hiç unutmuyorum. Yatak odasina girecektim ki, içerden, çocuksu ve adeta mahcup bir sesle: Soyunuyorum, içeri gelme, demistin...

Önce, böyle deyisine çok sasirmistim. Sen benim yillardir birlikte oldugum bir insandin. Ilk anda mahcubiyetine bir anlam verememistim. Içeri salona geçtim. Sonra bir sigara yakip düsündüm... Düsündüm... Bu mahcubiyetin, soyunuyorum, içeri gelme deyisin, bana çok anlamli geldi birden... Içim sevinçle, umutla doldu... Ve o an seninle her seye yeniden baslamaya karar verdim...

Buna hazirdim...

Seninle ölmeye bile hazirdim...

Soyunuyorum, içeri gelme, deyisin, bir kez daha asik etmisti beni sana... Ilk kez gibi... Ve bütün ilkler gibi sonsuz bir arzuyla...


CEZMi ERSOZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://paylasimmekani.1forum.biz
dadLu pяєηćєS_
Hevesli üye
dadLu pяєηćєS_

Mesaj Sayısı : 817
Rep Puanı : 85
Kayıt tarihi : 29/07/09
Yaş : 26
Nerden : ewimden :)

SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM... Empty
MesajKonu: Geri: SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...   SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM... Icon_minitimePtsi Ağus. 17, 2009 5:03 pm

Paylaşım için Teşekkürler,, Ok: törpü::
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Güncel etkinlikler :: Yazılar ve Denemeler-
Buraya geçin: