...:::: Sitemizden Yaralanmak İçin Üye Olunuz ::::...





 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
*** Bölüm Moderatör Alımı Başlamıştır.***

Paylaş
 

 Sen varsın Ya !

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
goldenboy
Web Master
goldenboy

Mesaj Sayısı : 1042
Rep Puanı : 22
Kayıt tarihi : 29/07/09
Yaş : 29
Nerden : Kαуıρ Sєђiг

Sen varsın Ya ! Empty
MesajKonu: Sen varsın Ya !   Sen varsın Ya ! Icon_minitimeSalı Ağus. 25, 2009 10:27 pm

Sen varsın Ya !


Sen varsın Ya ! 1751


Sen Varsın Ya!..

Milyonlarla beraber yaşasanız da aslında yalnızsınız. Pek sevdiğiniz anne-babanız, eş-dostunuz, yar ve yârânınız dahi çok defa sizi anlamaz. Izdıraplarınızı, içinizdeki dalgalanmaları, dert ve sancıları kimseye anlatamazsınız. Anlatsanız da karşınızdakilerin -insanlıkları icabı- durumu kurtarma tavrıyla sizi kulak ucuyla dinlediğini görürsünüz. Kimileri sizi mazinize mahkum eder. Bazıları, hata, kusur ve zaaflarınızı yüzünüze vurur. Bir başkaları da, sizi dinleseler dahi sözlerinizin zahiri manasını değil batnındaki işaretleri esas alır; ya cevap yetiştirme fırsatı kollar, veya birkaç kelimeyle geçiştirme gayretine girer, ya da sadece burun kıvırdığı gibi bir de sizin halinizden kendi salah ve hayırlılığına deliller çıkarır. Bazı vefalı dostlar, duygularınızı paylaşsa, sıkıntılarınıza ortak olsa da, onların da size derman olacak güç ve tâkatları yoktur.

Siz içiçe yaşadığınız şüpheler, atacağınız adımlara mani tereddütler ve kalbinizi kemirip duran sancılarla boğuşurken çaresizlik ve kimsesizliğinize derman olabilecek tek kapı vardır. Tokmağına dokunanları eli boş çevirmeyen, 'bana da açılır mı?' diye tereddüt etmeyeceğiniz ve hor-hakir görülmeyeceğiniz bir kapı.. Müracaat edenlerin ve taleplerinin çokluğundan dolayı rahatsızlık duyulmayan, bilakis ondan müstağni davrananlara sahibinin buğz ettiği bir kapı.. Rahman'ın rahmet kapısı..


Şimdiye kadar O'nun kapısını çalanlar hiç hüsrana uğramadı. O'nun eşiğine yüz sürenler mazilerine, kusur ve günahlarına mahkum edilmedi. Hiç kimse, hata ve zaafları yüzüne vurulup da o son melce ve menceden kovulmadı. Hani nakledilir ya: Cenab-ı Hakk, mahşerde hesaba çektiği bir ihtiyara "Niçin şu gühahları işledin?" der. İhtiyar günahlarını inkar eder. Bunun üzerine Erhamur-Rahimin, "Öyleyse onu cennete götürün." buyurur. Melekler, "Ya Rab, bu insanın şu günahları işlediğini Sen biliyorsun." deyince onlara, "Evet öyledir ama ümmet-i Muhammed'den biri olarak ağaran saçına sakalına baktım; ayıbını yüzüne vurmaktan haya ettim." ferman buyurur. Hz. Cibril bunu Peygamber Efendimiz'e haber verince, o şefkat insanının gözleri dolar ve şöyle der: "Cenab-ı Hakk ümmetimin ak sakallılarına azap etmekten haya ediyor da ümmetimin ak sakallıları günah işlemekten utanmıyorlar."

Siz de kimsesizlik ve çaresizlik içinde kıvrandığınız anlarda başka değil sadece O'nun kapısının tokmağına dokunun. Gönlünüze yabancı herşey ve herkesten muvakkaten de olsa kaçarak, o an hangi halde olursanız olun sizi sevip bağrına basacak, alnınızı sıvazlayacak tek sığınak seccadenize koşun. Eteklerinizdeki kirlerin, sürçme ve düşmelerin sizinle rahmet deryası arasına set olmasına meydan vermeden secdenizden arşa açılan koridora giriverin. Tesbih, tehlil, istiğfar ve salavatlarla kulluk eşiğine yüz sürün. Beden ve cismaniyetten kaynaklanan uzaklığı, O'nun yakınlığı ve secdenin bizi O'na en çok yaklaştıran rıhtım olması düşüncesiyle aşarak acz, za'f, fakr ve ihtiyaçlarınızı O'na sayın, dökün.

Önce duanın cesedi olan kelimeler size yardımcı olacak, halinizi, kelime ve cümlelere yükleyerek ifade edeceksiniz. "Sevdiklerime bile kalbimi açamadım. Dahası, gönlümün ızdıraplarını kendi nefsime bile diyemedim. Kalkıp Senin kapına geldim. Ey kimsesizlerin kimsesi, ben de kimsesiz kaldım. Ey çaresizlerin çaresi, derdime derman ararım." diyeceksiniz. Siz alnınız seccadeye yapışmış vaziyette dertlerinizi bir bir sayarken, dilinizde bir ağırlık hissedeceksiniz. Kelimeler yük haline gelecek dudaklarınızda. O istek ve dileklerinizi biliyor ya.. iniltilerinizi işitiyor ya.. Artık sadece Esmau'l-Hüsna'dan kendinize en çok tesir ettiğini düşündüğünüz bir ya da birkaç ismi zikredip duracaksınız. "Ya Vedud, Ya Vedud" diye inleyecek, inledikçe seccadenizi gözyaşlarıyla sulayacak ve önünüzde gönül gözlerinizle müşahede edeceğiniz içiçe koridorlar bulacaksınız. Sonra cesedden ruha yürüyecek, kelimelerden kurtulup ihlasa bürünmüş mülahazalara dalacaksınız. Boğazınız iyice düğümlenecek, dudaklarınız kilitlenecek ve siz Rahman'a, kalbinizin ritimleri eşliğinde, bir ümit ve reca nağmesi mahiyetinde sessizlikle sesleneceksiniz. İşte şimdi, sizi dinleyen biri var.. çekinmediğiniz, "ne der acaba!" demediğiniz.. dertlerinize derman olmaya muktedir.. herşeyi duyup bildiği gibi sizi de işiten biri var.. Hele bir de dua ve yakarışınızı ızdırar seviyesinde soluklayabilirseniz.. Hz. Yunus'un balığına benzeyen heva-yı nefsinizin sizi de yuttuğu, O'nun gecesi misal istikbalinizin karardığı, O'nun denizinden daha dalgalı küre-i zemininizin bütün bütün kararsızlaştığı mülahazasıyla hevayı nefsinize, istikbalinize ve küre-i zemininize sadece Kadir-i zül-Celal'in söz geçirebileceğini bütün benliğinizle ikrar edebilirseniz.. ve eğer Hz. Eyyub'un hastalığına benzer bir derde düştüğünüz duygusuyla O'nun gibi inlerseniz.. koridor içre koridorlardan geçecek, bir mavi limana yürüyecek, ve "Sen varsın ya!" iniltileriyle bütün menfiliklerden kurtularak huzur yudumlar, itminan soluklar hale geleceksiniz.

Aslında, dua bir ubudiyettir. Ubudiyetin neticesi ise uhrevidir ve ahirette görülür. Kul, duaya bahşedilen haz ve lezzetten dolayı el açıp niyaz etmez. Onu, kendine kıymetler üstü kıymet kazandıran bir vazife olarak eda eder. Ne var ki, mayası acz ve za'fla yoğrulmuş biz fanilerin Aziz ve Kadir'e teveccüh edip sığınmasında da tabii bir huzur ve itminan vardır. Dua, ritmini tutturanlar için yoklukları vara, huzursuzlukları huzura tebdil etme kulvarıdır.

Evet, herşeyin bitip tükendiği, esbabın sukut ettiği an bükük boynunuz ve münkesir kalbinizle dualara icabet eden Kudret-i Sonsuz'a tevcih edip bütün benliğinizle O'na yalvardığınızda sizin çağrınıza da icabet edildiğini göreceksiniz. O'nun varlığını iliklerinize kadar hissedecek, O'nu bilip duymaktan ötürü ereceğiniz hazzı hicbir şeyle değişmeyeceksiniz.


Rabbim bizleri kendi kapisindan hiç ama hiç ayirmasin insaallah...
Selam ve dua ile..


Sen varsın Ya ! Ug0b8e7fuy6tc0vq1
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sen varsın Ya !
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Genel Kültür :: İslam ve İnsan-
Buraya geçin: