...:::: Sitemizden Yaralanmak İçin Üye Olunuz ::::...





 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
*** Bölüm Moderatör Alımı Başlamıştır.***

Paylaş | 
 

 Su insanı boğar ateş yakarmış!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TuqChe
Paylasimci Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 200
Rep Puanı : 0
Kayıt tarihi : 17/09/09
Yaş : 25

MesajKonu: Su insanı boğar ateş yakarmış!   Paz Eyl. 20, 2009 2:43 pm



"Su insanı boğar ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu

İnsan bu yaşa gelince anlarmış."

Hatırladınız mı bu mısraları?

"Su insanı boğar ateş yakarmış!"

Ateşi hep yakan bir madde olarak algılamışsızdır…

Kimyacılara inat ateşle ilgili bilimsel veriler sunmayacağım size…

Ne ateşin neden yapıldığını ne de hangi çağlarda bulunduğunu
söyleyeceğim…



Hayatımızın günlük akışında hep iniş çıkışlar yaşarız…

Bir gün eve geldiğinizde vücudunuzdaki tüm kanın beyninize
sıçradığını ortalığı kırıp döktükten sonra fark edersiniz…

Önce ateş basar sonra telafi etmekte zorlandığınız cümleler çıkar
ağzınızdan…

Ya da işe gittiğinizde karşılaşırsınız bu problemle…

Kimi zaman mesai arkadaşlarınıza kimi zaman da patronunuza
çatmışsınızdır…



Televizyonlarda ya da gerçek hayatta karşılaştığımız birçok olayda
ateş başroldedir…

Kiminin evini yakmıştır

Kiminin elini yüzünü…

Kimini evinden kimini yurdundan etmiştir…

Kimine ise gelecekle ilgili korku salmıştır…

Hani bir gün ölüp gidince karşımıza çıkmasından endişe edilmiştir…

Ama doğru kullanıldığı zaman hep faydalı olmuştur…

Kötü değildir…

Allah'ın yarattığı ve canlıların istifadesine sunduğu bir mahlûktur…

`Tu kaka' hiç değildir…


Bazen ateş olmak gerekir…

Toprak olmak gerektiği gibi…

Etrafa dehşet saçan soğukluğu sevgi sıcağına dönüştürmek için…



Yeni evli bir çift…

Genç…

Biri yakışıklı diğeri güzel…

Allah bağışlamış

O(c.c) ayarlamış ve birbirlerine uygun bulmuş…

Her şey iyi hoş güzel giderken hayat bazı zorluklar çıkarmış
karşılarına…

Pek çoğunu atlatmışlar ama her biri bir iz bırakmış duygularında…

Ve bir müddet sonra konuşmalarda bir soğukluk etrafta esen
rüzgârlar…



Savaş filmlerini seyrettiniz mi hiç?

Hani şu kılıç kalkanlı çağları anlatan filmleri…

İki ordu karşı karşıya gelir…

Önce saf tutarlar…

Yüzler gerilir alınlar kırışır bakışlar sertleşir…

Sonra meydana bir atlı çıkar…

Ortalığı kızıştırıcı birkaç cümle söyler…

Ve avazı çıktığı kadar bağırarak motive eder askerlerini…

Hatırlarsınız canım son zamanların moda filmleri bunlar…

Cesur Yürek Gladyatör Son Şövalye Truva… gibi…

Bu filmlerde dikkat etmenizi istediğim bir sahne var…

Çok önemli…

Ayrıntı detay ama önemli…

Olmazsa olmaz…

Zaten hayat ve başarı detaylarda gizli değil mi?…


İki ordu karşı karşıya dizilince önce bir taraf oklarını çıkarır
yaylarını gerer ve salar…

Binlerce ok gökyüzünde karşı tarafın askerlerinin üzerine doğru
gelir…

Ve işte söylemek istediğim şey burada gizli…

Karşı taraf buna mukabil kalkanlarını çıkarır başlarının üstüne kor
ve eğilir…

Taarruzun geçmesini bekler…

Okların bitmesini…

Kendisine doğru binlerce ok gelirken yayını çıkarıp karşı ok atan
bir asker göremezsiniz…

Önce ok yağmurundan kurtulmak gerek…

Sessizce ve en az zayiatla…



Etrafta esen rüzgârlar bazen üzerimizde istemeden de olsa bir buz
kütlesi oluşturur…

Soğuk mesajlar veririz sağa sola…

Girdiğimiz odada serinlik oluşur ama biraz fazlaca…

Ve istenmeyen sözler küçük dargınlıklar…

Sadece evliliklerde mi?

Hayır!

Hayatın her aşamasında…

Evde sınıfta iş yerinde manavda markette…

Karı - koca…

Baba - oğul amir - memur arasında…



İlişkilerde bazen ateş olmak gerek…

Sıcak sevimli ve faydalı…

İnsanı yakan değil ısıtan…

Ortamı yumuşatan…

Tartışmalarda her iki taraf da buz kütlesi gibi olurlar…

Ya da karşılıklı atılan oklar vardır…

İki buz kütlesi çarpışınca kırılır…

Bir daha düzelmesi zor yaralar açılır…

Ama biri buz kütlesiyken diğeri ateş olursa olay biter…

Onu kendine çeker yumuşatır…

Gelen buz kütlesini eritir…

İçine alır ve problemi yok eder…

Bir olurlar ve bütün…


Bazen ateş olmak lazım…

Bazen toprak….

Ama her an berrak…

Problem üreten değil çözen…

Olaylara çok boyutlu bakabilen…

Huzuru ve mutluluğu kendi üreten….

….

Bir gün bir profesör öğrencilerine "stres yönetimi" ile ilgili ders
veriyordu…

Su dolu bir bardağı kaldırıp öğrencilerine sordu:

"Sizce bu su dolu bardağın ağırlığı ne kadardır?"

Cevaplar 200 gr ile 400 gr arasında değişti…

Bunun üzerine profesör şöyle dedi:

"Gerçek ağırlık fark etmez fakat durum bardağı elinizde ne kadar
tuttuğunuza göre değişir.

Eğer bardağı bir dakikalığına elimde tutarsam problem yok. Ama bir
saatliğine tutarsam muhtemelen kolumda bir ağrı oluşur.

Eğer bardağı bir gün boyunca elimde ve havada tutarsam ambulans
çağırmak zorunda kalırsınız.

Aslında ağırlık aynıdır fakat ne kadar uzun süre tutarsanız size o
kadar ağır gelir.

Eğer sıkıntılarımızı her zaman taşırsak er ya da geç taşıyamaz
duruma geliriz. Yükler gittikçe artarak daha da ağır gelmeye başlar.

Yapmamız gereken bardağı yere bırakıp bir süre dinlenmek ve daha
sonra tutup tekrar kaldırmaktır.

Yükümüzü ara sıra bırakmalı dinlendikten sonra tekrar yolumuza
devam etmeliyiz…

İşten eve döndüğünüzde iş sıkıntınızı dışarıda bırakın nasıl olsa
yarın tekrar alıp taşıyabilirsiniz…

Ve hatta yarın sabah almaya gittiğinizde bir kısmını geceleyin esen
sıcak bir rüzgârın götürdüğünü göreceksiniz…"

__________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
#/:#..Asİ_RocK..#/:#
Foruma Alışıyor
Foruma Alışıyor
avatar

Mesaj Sayısı : 313
Rep Puanı : 0
Kayıt tarihi : 26/10/09

MesajKonu: Geri: Su insanı boğar ateş yakarmış!   Salı Ekim 27, 2009 9:27 pm

Güzel paylaşım teşekkürler:)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Su insanı boğar ateş yakarmış!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Aşk :: Aşk şiirleri-
Buraya geçin: