...:::: Sitemizden Yaralanmak İçin Üye Olunuz ::::...





 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
*** Bölüm Moderatör Alımı Başlamıştır.***

Paylaş | 
 

 MEHMET ALİ TANMAN

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kayıp qüzeL
Genel Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 801
Rep Puanı : 50
Kayıt tarihi : 29/07/09
Yaş : 28
Nerden : AnKara

MesajKonu: MEHMET ALİ TANMAN   Cuma Ekim 30, 2009 12:03 pm

MEHMET ALİ TANMAN


8 yılda 7 Lig Şampiyonluğu'na adını kazıyarak, aradan yarım asır geçmesine rağmen hala kırılamayan bir rekorun sahibi olan Beşiktaş'ın, bu altın devrinde kaleyi koruyan en önemli isim; Mehmet Ali Tanman'dı... 1933-1946 yılları arasında 354 maçta Siyah-Beyazlı formayı giyen Mehmet Ali Tanman, kalesinde sadece 70 civarında gol gördü ve "100 Yılın En iyi Kalecisi" unvanını kazandı.

Tarihi boyunca Beşiktaş kalesini birçok ünlü kaleci korudu. Dr. Resul, Haki (Osmanlı Devri'nde), Sadri, "Şark'ın Zamorası" Osman, Mehmet Ali, Ethem, Fevzi, Bülent, Varol, Necmi, Özcan (Arkoç), Sabri, Rasim, Zafer, Adem, Jurkoviç, Şener, Aumann
ve Oscar Cordoba Siyah-Beyazlı takımın kalesini başarıyla koruyan çok değerli isimlerdi. Şimdi de kalemiz birbirinden değerli Türk kalecilere emanet.
Kalecilerimizden Mehmet Ali Tanman şüphesiz en şanslı olan isimdi.
Beşiktaş futbol tarihinin "gelmiş geçmiş en büyük kadrosu"nda oynadığı için, çok az sayıda yenilgi ile tanıştı. "Sabri, Hakkı, Kemal, Şeref, Şükrü (Vecdi) hücum hattı", o derecede güçlüydü ki, 2 gol yese 4;
3 yese 6 gol atarak,
O'nu kalesinde rahatlatıyordu devamlı olarak... Yerine geçen Ethem de, bu mirastan yeterince yararlandı şüphesiz...
1973 yılının bir Beşiktaş-Galatasaray derbi maçının arifesiydi... Bu vesile ile Beşiktaş kalecisi Ethem Karpat ile birlikte Hürriyet Gazetesi'ne verdikleri bir röportajda, Galatasaray'ın "Kova" lakaplı kalecisi Osman İncili, kendi döneminin futbolunu dile getirirken, şöyle diyordu Korkut Göze'ye:
"Zamanımızda kaleye en azından 30 top gelirdi. Atlar, zıplardık. Hele yediğimiz tabanlar... Harpten
çıkardık sanki..."
Söze giren Ethem'in dedikleri daha da enteresandı:
"Maça gladyatör gibi
giyinip çıkardık. Sakatlanma da az olurdu. Şimdikiler defileye çıkıyorlar sanki.
Bir don, ince bir kazak..."
Osman İncili sazı tekrar eline alıyor ve şu sözcüklerle devam ediyordu röportaja:
"Ben Pazar günü Galatasaray kalesinde olsaydım, en çok
Necmi'den korkardım."
Söz konusu olan Necmi, Necmi Perekli'ydi.
Ethem de öyle devam ediyordu röportaja:
"Ben Gökmen'den korkardım. Zira topa, sille, tokat, tekme giriyor..."
Korkut Göze'nin kaleme aldığı röportajın konu başlığı da çok anlamlıydı gerçekten...
"Eskiden toplar kaleye
gülle gibi düşerdi" diyordu, geçmişin iki ünlü file bekçisi, Korkut Göze kardeşimize bu söyleşide içtenlikle.

Forvetlerle Kalecilerin Mücadelesi
Mehmet Ali Tanman'ı, formunu belirli bir düzeyde tuttuğu ve özel hayatına çok dikkat ettiği için takım kaptanı "Baba" Hakkı da çok sever ve kollardı. Bazı maçlarda ona karşı acımasız davranan, sakatlanmasına sebep olan rakip futbolculara müdahale eder ve onları efendiliğe davet ederdi.
Yaratıcı futbollarının yanı sıra çok sert şutlar da savuran forvetler önünde kalelerini korumak, o dönemin kalecileri için gerçekten büyük problemlere neden oluyordu her maçta... Çamur deryası "balçık" sahalarda, çamurdan gülle gibi ağırlaşmış toplar, çok güçlü fiziğe sahip tabanca mermisi gibi şut atan ve bunu asker postalı gibi futbol ayakkabıları ile gerçekleştiren döneminin süper futbolcuları ile karşı karşıya oynamak, gerçekten çok zordu o devrin kalecileri için...
Fenerbahçe santrforu Melih Kotanca ile Beşiktaş kalecisi Mehmet Ali Tanman arasında yaşanmış bir olayı sizlere sunmadan evvel, içlerinde Melih Kotanca'nın da olduğu devrin santrforlarına bir göz atalım.
1940'lı yıllarda, Türk futbolu'na renk katan takımlarda, çok güçlü forvet elemanları vardı. Mesela, Beşiktaş'taki "Keklik" lakaplı Kemal Gülçelik'in yanı sıra, Galatasaray'da "Katır" lakaplı Cemil Gürgen, Reha Eken ve Gündüz Kılıç, Ankara Harb Okulu'nda Sabahattin Erman, İzmir Altınordu'da lakabı "Beşiktaşlı" olan Hüseyin, Fenerbahçe'de de Melih Kotanca ile "Lavton" Suphi Ural ilk akla gelen isimlerdi, golcü futbolcular olarak... Bu topçular, rakip ceza sahasına en kısa yoldan akarak, kaleyi gördükleri anda da bir an bile tereddüt etmeden, şutunu patlatarak gole gitme özelliği taşırlardı.
Üzülerek belirtmek zorundayım ki, bu santrforlar içinde rakip kalecilere en acımasız davranan isim, Sarı-Lacivertli Melih Kotanca idi. Golcülüğünün yanı sıra, rekortmen bir atlet de olan Melih Kotanca tüm bu meziyetlerine gölge düşürecek düzeyde rakiplerine gaddarca davranan ve onları sakatlayan bir futbolcuydu.
1930'lu yıllarda Fenerbahçe ile oynanan bir derbi maçta, kaleci Mehmet Ali'yi sakatlamış ve bu yüzden maçın yarıda kalmasına sebebiyet vermişti. Yıllar sonra, bu defa 40'lı yıllardaki bir Beşiktaş-Fenerbahçe maçında, Beşiktaş santrhafı Ömer ile bir hava topunda buluştuğu anda Ömer'e dirsek atarak yere düşmesine sebep olmuş, bu yetmiyormuş gibi o asker postalı gibi ızgaralı ayakkabıları ile Beşiktaş santrhafının üzerinde tepinerek, 6 kaburga kemiğinin kırılmasına sebep olmuştu. Ömer yerde acı içinde kıvranırken, "Baba" Hakkı "Ne yaptın sen!" diyerek, üzerine yürümüş, Melih'in kaçmaya başlaması üzerine O da peşine takılarak, tarihi Şeref Stadı'nı, turlamaya başlamışlardı. Olay karakola intikal etmiş, centilmenlik örneği gösteren santrhaf Ömer kendisini sakatlamasına rağmen Melih Kotanca'yı affederek, ağır bir ceza almasına mani olmuştu.
Kaleci Mehmet Ali Tanman ile Melih Kotanca arasında yaşanmış bir olay daha vardır Şeref Stadı' nda...
Yine büyük bir derbi maçı... Şampiyonluğu etkileyen bu karşılaşmada da bir türlü uslanmayan Melih Kotanca bir Fener akınında Beşiktaş kalecisi Mehmet Ali ile yine karşı karşıya kalmış, O'nun sert şutunu bloke etmesine rağmen, Fener santrforunun suratına patlattığı tekme ile kendinden geçmişti. Yerde ızdırap içinde kıvranan ve ağzından köpükler gelmeye başlayan Mehmet Ali'nin bu görüntüsü karşısında paniğe kapılan Melih Kotanca, Baba Hakkı'nın üzerine yürümesi ile birlikte yine bir koşmacadır başlamıştı toprak kulvarda... Melih, sahayı ikinci defa döndükten sonra soyunma odasına sığınmıştı. Bu olaydan olmasa da Melih, başka bir maçta, rakibini bayılttığı için 9 ay boykot almıştı.
Beşiktaş'ın Altın Devri
1939 ile 1949 yıllarını içine alan zaman dilimi, Beşiktaş futbolu için "Altın Bir Devir"dir futbol tarihimizde... "Karakartal" Beşiktaş Takımı, bu yıllarda tüm rakiplerinin üzerinden silindir gibi geçmiş ve 8 yılda 7 Lig Şampiyonluğu'na adını kazıyarak, aradan yarım asır geçmesine rağmen hala kırılamayan bir rekorun sahibi olmuştur...
Bu dönemde oynanan 144 resmi lig karşılaşmasında, rakip kalelere atılan gol sayısı da 599'dur. Bu rakam da bir rekordur ülkemizde. Hatta dünyada!... Buna karşılık kalesinde gördüğü gol sayısı ise 81'dir Beşiktaş'ın..
İşte söz konusu yıllarda bu "Altın Devir"i yaratan Siyah-Beyazlı takımda Kartal'ın kalesini koruyan en önemli isim; Mehmet Ali Tanman'dı tereddütsüz!.. Siyah-Beyaz forma ile 354 maçta oynadı ve kalesinde 70 civarında gol gördü.
1930'lu yılların ortalarında "Arap" Sadri Usuoğlu'dan kaleyi devraldı ve 1940'ların ortalarına kadar en güçlü kadrolarda yer alarak, "100 Yılın En İyi Kalecisi" unvanına hak kazandı bileğinin hakkıyla...
1933-34, 1938-39, 1939-40, 1940-41, 1941-42, 1942-43, 1944-45 ve 1945-46 yıllarında İstanbul ligi birincilikleri, 1934'te Türkiye Futbol Şampiyonluğu ile 2 Milli Küme ve çeşitli kupa birincilikleri elde eden bu müstesna file bekçisi, ne yazık ki 1 defa olsun Milli formayı giyemedi futbol tarihimizde. Ne büyük çelişki değil mi futbolumuz için?...
(Beşiktaş Dergisi)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
MEHMET ALİ TANMAN
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Mehmet HOROZOĞLU VE KIZI
» MEHMET ÇETİN TÜRKÜLERİ 2010
» kavalalı mehmet ali paşa
» İskender kebap(bursa)
» TIMETÜRK,Fatih i,Cocuk Katili YAPTI....

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Spor :: Futbol :: Beşiktaş-
Buraya geçin: